Kanuni Sultan Süleyman


Akdeniz'i göl durumuna getiren, Osmanlı Devleti'ne altın çağını yaşatan, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve Muhibbî mahlasıyla yazdığı 2779 gazel ile gazel rekorunu elinde tutan Kanuni Sultan Süleyman kimdir?
Süleyman, 6 Kasım 1494 tarihinde Trabzon’da, Trabzon valisi I. Selim’in evladı olarak dünyaya geldi.
Annesi Ayşe Hafsa Valide Sultan’dır.
Çocukluğunun ilk dönemlerini süt kardeşi Yahya Efendi ile doğduğu kentte yaşamış Süleyman, daha yedi yaşındayken Topkapı Sarayı’ndaki Enderûn’da bilim, tarih, din, edebiyat, askeriye gibi alanlarda eğitim almaya başladı.
Eğitim döneminden ardından, 1508 yılında Şarkî Karahisar Sancak Beyi olarak atanan Süleyman, amcası Amasya Sancak Beyi Ahmed’in ısrarları emeliyle değişik yerlere atandı.
Son olarak, babası I. Selim tahta çıktıktan ardından 1513 yılında Saruhan Sancak Beyi oldu.
Pargalı İbrahim ile burada tanışmıştır.
Yaklaşık yedi yıl Saruhan Sancak Beyliği yaptıktan ardından, babası Yavuz Sultan Selim’in 1520 yılında irtihal etmesinin sonrasında tek erkek evlad bulunduğu için hiçbir mesele yaşamadan tahta çıktı.


İLK İCRAATLAR



I. Süleyman padişah olduktan kısa bir müddet ardından Şam Beylerbeyi Canberdi Gazali yeni padişahı tanımayarak başkaldırı başlattı.
27 Ocak 1521 tarihinde Ferhad Paşa komutasındaki birlikler Şam yakınlarındaki alanda Gazali’yi devirerek başkaldırısı bastırdı.
Bu vakadan ardından Şam Beylerbeyliğine Ayas Mehmed Paşa atandı.
Sultan Süleyman’ın ilk seferi Belgrad’a meydana gelmiştir.
(18 Mayıs 1521) Belgrad etrafındaki kentler alındıktan ardından, 1 Ağustos 1521’de kuşatılan kent 29 Ağustos’ta teslim oldu.
Bundan bir yıl ardından, Sultan Süleyman’ın seferi Akdeniz’deki Rodos’a, Hospitalier Şövalyeleri’nin üstüne oldu.
Bu abluka için 1522 yılların Haziran ayında suya inen Devlet-i Aliyye Donanması, 28 Temmuz’da Rodos’a vardı.
Yaklaşık 100.000 asker ve 400 gemiden meydana gelen bu şaşırtıcı silahlı güç, 6 ayı geride bıraktığımız kuşatmadan ardından Şövalyelerin teslim olmasıyla Rodos’u adeta almış bulunuyordu.

MOHAÇ SAVAŞI



1521 yılında Belgrad’ın Osmanlı eline geçmesiyle Macaristan’ın kuvveti kırıldıysa da, Katolik dünyasının tehlikesi tamamiyle geçmiş değildi.
Katolik dünyasının lideri olan Macaristan üstüne kez düzenlemeye hüküm veren Sultan Süleyman, 10 Mart 1526 tarihinde muhabere hazırlıklarının ilk buyruğunu verdi.
23 Nisan 1526 tarihinde, 60.000 kişilik silahlı güç ve 300 top ile sefere çıkıldı.
Macar silahlı gücü, Osmanlı’yı karşılamak emeliyle Mohaç ovasına bir ordugâh kurdu.
Macar Kralı II.
Lajos ordunun başında bulunuyordu.
Çevreye gönderdiği akıncılarla Macar silahlı gücünün takviye almasını engel olan Sultan Süleyman, 28 Ağustos 1526 tarihinde Mohaç ovasına geldi.
Hiç zaman kaybetmeden muhabere meclisini toplayan Sultan, deneyimli askerlerden muhabere ile ilgili düşünce aldı.
En nihai Yahyapaşazade Malkoçoğlu Bali Bey’in kitle durumunda saldırının tehlikeli olup, Macar silahlı gücünün yan ve gerilerine yapılacak saldırıların henüz tesirli olacağı fikri kabul edildi.
Kendi muhabere planı gereğince iki safa bölünen Macar silahlı gücü, 29 Ağustos’ta hücüma geçti.
Macar kuvvetlerinin hücumunu karşılayan Rumeli Silahlı gücü, bir müddet çarpıştıktan ardından geri çekilince, onları kovalamaya başlayan Macar askerleri Osmanlı topçularının menziline girmiş oldu.
Topçu ateşinin devam ettiği sırada Osmanlı ordugâhına girmeyi muvaffak olan ikinci Macar safları tahminen yarım saat Osmanlı Silahlı gücünün merkezi ve yeniçeriler doğrulusunda kesif ateşe tutuldu.
Bu ateş altında epey zayiat veren Macar silahlı gücü, Osmanlı bilgilerine göre “telef meydana gelmiştir.”
Mohaç Savaşı’nın neticesi salt Devlet-i Aliyye zaferidir.
Bu muhabere ertesi Osmanlı Hristiyanlığın en kuvvetli koruma hattını kırmış oldu.
Kralın öldürülmesi üstüne boşalan Macar tahtına asiller parlamentosu doğrulusunda Janos Szapolyai seçildi.
Bazı kesimlerin bu vaziyeti kabullenmedikleri için Avusturya Arşidükü I. Ferdinand’ı kral seçmeleri, bunun üstüne Szapolyai’nin Osmanlı’dan takviye istemesi Osmanlı-Avusturya savaşlarına ve akabinde I. Viyana Kuşatmasına yol açacaktı.

I. VİYANA KUŞATMASI



I. Ferdinand, Szapolyai’yi yenmesinin sonrasında Osmanlı’dan takviye istenmesi ve Sultan Süleyman’ın Avusturya’nın güçlenmesini istememesi üstüne 10 Mayıs 1529 tarihinde sefere çıkıldı.
18 Ağustos günü Mohaç ovasına ulaşıldı ve Szapolyai’de 6000 kişiyle beraber Osmanlı Silahlı gücüne iştirak etti ve Sultan Süleyman’ın elini öptü.
8 Eylül günü Budin kalesinin kapılarından biri ele geçirildi ve kaleyi müdafaa eden askerler hayatlarının bağışlanması şartıyla teslim oldular.
Osmanlı’nın kısa vakitte bu kadar devasa başarılar elde etmesinin sonrasında direnmenin absürt olacağını anlayan Boğdan Voyvodası IV.
Petru’da ordugâha gelerek biat etti.
22 Eylül’de Avusturya sınırını geride bıraktığımız Sultan Süleyman, 27 Eylül’de başkenti kuşatmaya başladı.
Kanuni Sultan Süleyman’ın 120.000 kişilik orduyla davranacağını duyan tüm Avrupa’da bir korku başlayarak, o dönemde had safhada olan mezheb kavgalarını dahi bir kıyıya bırakıp Viyana’ya yardıma gelmişlerdi.
Ferdinand korkusundan kenti terk etmiş ve adına henüz deneyimli bir asker olan Nicolos’u bırakmıştı.
Nicolos'a göre müdafaa savaşının gereği olarak, Türk silahlı gücü gelmeden Viyana yakınlarındaki mahalleleri tamamiyle yakıp yıkmış, birinci istihkâm hattından yirmi ismim içeride ikinci bir istihkâm inşa etmiş, Tuna sahillerine kazıklar diktirerek müdafaa için ihtiyaç duyulan tedbirleri almıştı.
Osmanlı humbaracılarının yakıcı tesirlerinden savunmak için hanelerin ahşap çatılarını yıktırmış, top güllelerinin tesirini azaltmak için de, sokakların kaldırımlarını söktürmüştü.
Ayrıca iki ay yetecek kadar erzak temin edip, kentteki sivil halkı aut çıkarmıştı.
Kuşatma başladıktan ardından on yedi gün boyunda kaleyi vurduran Sultan Süleyman, kentin surlarına iyice zarar vermişti.
Bu sırada bir gülle isabetiyle Nicolos da ölmüştü.
Kuşatma, kış ayının tesiriyle uzadıkça uzuyordu, ayrı olarak mevsim koşullarına bir de mühimmatın geç gelmesi eklenince abluka iyice zor bir hal alıyordu.
Bütün bu zorluklara ek, Viyana’ya takviye için Alman silahlı gücünün hazırlandığı istihbaratı gelince, Sultan Süleyman saldırının durdurulması buyruğunu verdi.
16 Ekim günü harekete geride bıraktığımız silahlı güç, 16 Aralık’ta İstanbul’a ulaşmıştı.

İSTANBUL ANTLAŞMASI





Osmanlı ile iyi geçinmekten farklı çaresi olmadığını kabul eden Ferdinand’ın gönderdiği elçiler ile Osmanlı arasında imzalanan bu antlaşmaya göre;
Macaristan’ın Osmanlı toprağı bulunduğu kabul edildi.
Janos Szapolyai’nin hükümdarlığı kabul edildi.
Osmanlı’ya yıllık 30.000 altın vergi verilmesi kabul edildi.
Ferdinand’ın Kanuni Sultan Süleyman’a değil, Sadrazama eşit bulunduğu kabul edildi.
Fransa elçisi Jean de La Forêt'in teşebbüsleri neticesi, 18 Şubat 1536 tarihinde Sultan Süleyman, Fransa ile kapitülasyon anlaşması imza attı.
Anlaşmayla beraber Fransızlara ticari ve adli alanlarda bazı imtiyazlar tanındı.

1538 yılında Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, Osmanlı’nın Akdeniz’de güçlenmesini istemeyen Haçlılarla 28 Eylül 1538 tarihinde Preveze açıklarında karşı karıya geldi.
Bu savaşta, Barbaros Hayreddin Paşa’nın önderliğinde haçlıları yenik etti.
1543 yılında Osmanlı için de bir tehdit olan Şarlken’e karşı Fransız donanmasına takviye emeliyle Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Nis Kalesi’ni alarak Fransa’ya bıraktı.
1551 yılında Saint Jean Şövalyeleri’nin elindeki Trablusgarp, Turgut Başkan komutasındaki Osmanlı Donanması doğrulusunda ele geçirildi.
Osmanlı donanmasının Akdeniz’deki üstünlüğüne nihai vermek emeliyle yapılan Haçlı donanması Cerbe Adası önünde Osmanlı donanmasına yenildi.
Ardından ada Osmanlı Devleti’ne bağlandı.
Böylece Akdeniz Osmanlı Devleti için göl durumuna geldi.

EĞİTİM İCRAATLARI



Sultan Süleyman döneminde birden fazla medrese açıldı.
Külliyelerde birden fazla kütüphane heyetti.
Kütüphanelerin saraylardan ziyade külliyelerde kurulması, eğitimin toplum arasında yaygınlaştırılmaya çalışılması olarak yorumlanmaktadır.
Osmanlı Devleti’nin ikinci devasa müessesesi olan Süleymaniye Medreseleri bu dönemde açıldı.
Tıp, matematik gibi olumlu bilim dalları hasebiyle, Süleymaniye medreselerinde yine sınıflandırılmaya gidildi.
Eğitim bu dönemde iki adıma ayrıldı.
Birincisi, Sahn-ı Seman medreseleri ki; burada hukuk, ilahiyat ve edebiyat dallarında eğitim verilirdi.
İkincisi Süleymaniye Medreseleriydi.
Burada da matematik, tıp gibi alanlarda eğitim verilmekteydi.

VEFATI



Kanuni Sultan Süleyman, 72 yaşında Zigetvar kuşatmasına çıktı.
2 Ağustos’ta ordunun ulaştığı Zigetvar’a 5 Ağustos’ta varan Kanuni, 7 Ağustos’ta çadırında vefat etti.
Vefat nedeni ihtilaflıdır.
Muhtelif rivayetlere göre vefatı gut, dizanteri, felç ya da anjin gibi rahatsızlıklara dayandırılmaktadır.

EDEBİYATÇI OLARAK KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN



Divan edebiyatının gazel rekoru Kanuni Sultan Süleyman’dadır.
“Muhibbî” mahlasıyla şiirlerini yazan Kanuni, seyrek de olsa Muhib, Meftunî, Âcizî gibi mahlaslar da kullanmıştır.
Muhibbî divanında tam 2779 gazel aratarak Zâtî’nin dahi gazel miktarını geçmiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

OSMANLILARIN ASLI

İstanbul’un Fethi